plaza dili

Yeni Başlayanlar için Plaza Dili ve Edebiyatı

Teknoloji ve iletişim dilinin ağırlıklı olarak İngilizce oluşu; “set ettiysek, meeting room’da toplanıp deadline öncesi adamları push edelim.” gibi cümle kalıplarıyla muhatap olmamıza neden olabiliyor. Bilişim sektörü gibi jargonlu alanlarda duymaya alıştığımız, gündelik hayata çoktan sirayet etmiş bu saçma iletişim metoduna ise “Plaza Dili ve Edebiyatı” denmekte.

Bu tuhaf lisandan son derece rahatsız olan Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı  “bu şirkette ‘uydurukça’ konuşan 5 lira cezayı kumbaraya atacak”  der ve 2013’te dildeki yozlaşmaya savaş açar:

Antant Kalmak: Uzlaşmak, aynı fikirleri paylaşmak.
Assign Etmek: İşleri dağıtmak, birini görevlendirmek.
Attach Etmek: Postaya belge veya doküman eklemek.
Brieflemek: Projeyle ilgili yazılı bilgilendirme.
Brain Storming: Beyin fırtınası.

Concern: Tereddüt, endişe.
CClemek: Bir kişiyi e-postada bilgi kısmına eklemek.
Charge Etmek: Masrafı tahsil etmek.
Clear: Konu anlaşılır mı, anlaştık mı?
Confidential: Gizli.
Confirm Etmek: Onaylamak.
Cross Check: Tekrar kontrol ederek üzerinden geçmek.

Deadline: Proje veya işin bitiş tarihi.
Discuss Etmek: Tartışıp değerlendirmek.
Down Olmak: Motivasyonu düşmek, morali bozulmak.
Excuse: Özür.
Farewell: Veda, uğurlama.
Finetune Etmek: Son düzenlemeler, ince ayarlar.
Focuslanmak: Odaklanmak.
Forwardlamak: E-postayı farklı kişiye yönlendirmek.
FYI: Bilginize.
Gender: Cinsiyet.

Handle Etmek: Bir iş ya da durumla başa çıkabilmek.
Hard Copy: Herhangi bir belgenin çıktı alınmış sunumu.
Headquarters: Genel merkez.
Inline Olmak: Fikir ve süreçte anlaşmak.
Invitation Göndermek: Davet ya da toplantı talebi göndermek.
Joint Venture:Ortak teşebbüs.
Kick off Meeting: Proje ya da işin ilk başlangıç toplantısı. Başlama vuruşu.
Konsolide Etmek: İşleri toparlamak.
KPI: Şirketin hedeflere ulaşma parametresi.
Know How: Bilgi ve birikim.
Lead Etmek: Liderlik yapmak.
Must: Zorunluluk.
Off Day: Tatil günü.
Off the Record: Kayıt dışı olarak belirtmek.
Out of Office: Ofis dışında.
Overload: Aşırı yüklü.
Overquailifed: İstenenden fazlasına sahip aday yahut çalışan.

Postpone Etmek: Ertelemek.
Push Etmek: Bitmesi için ittirip zorlamak.
Rocket Science: Roket bilimi.
Road Map: Yol haritası.
Soft Copy: Herhangi bir belgenin çevrimiçi paylaşılması.
Quarter: Çeyrek (İlk Quarter, İkinci Quarter)
Schedule Etmek: Randevulaşmak, randevu ayarlamak.
Start Vermek: Proje ya da işe başlamak.
Support Etmek: Destek vermek.

Team: Çalışma ve iş arkadaşları.
Third Party: Taşeron firma.
Timeline: Zamanlama, zamanlamalar.
Training: Eğitim.
To do List: Yapılacaklar listesi.
Update Etmek: Yeni veri ve bilgilerle güncellemek.

Urgent: Acil
Verify Etmek: Doğrulamak
Wouv Effect: Heyecanladırıcı, etkileyici sonuç.
Wrap up Meeting: Proje ya da işin son kapanış toplantısı.
X Generation: 70-80 doğumlular.
Year to Date: Yılbaşından bu güne kadar.

Duruma daha ılımlı yaklaşanlar bu durumun Osmanlı dönemindeki saray Osmanlıcası gibi bir şey olduğunda ısrarcı. Bana göre  prezentabl ve zaplama  kelimelerinin gelmesiyle birlikte görülmeye başlayan dildir. Ne olduysa bunlardan sonra oldu.

1979 → İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim → Inter Star & Kanal 6 & Hür FM → Vatan Gazetesi → Turkcell → Bilge Adam → Boxer Dergisi → NTT Docomo → StarGrup - Şu sıralar Anadolu Üniversitesi Tarih bölümü öğrencisi. - BABA

2 Yorum

  1. Bülent Eczacıbaşı’nı her yönden takdir ediyorum. Diğer iş insanlarımız da bu şekilde devam edebilseydi; eminim bu ara dili kullananlar da sıkılacaktı. Blogumu ziyaret etmenize sevindim.

    • 90 sonrası doğan gençlerin uçağa tayyare demelerini beklemiyoruz ancak biraz da olsa sahip çıkabilirler dillerine. Durumun daha kötü bir hal alacağını düşünüyorum. Bu arada rica ederim, gayet eğlenceli bir siteniz var.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.