Koronayı Nasıl Atlattım, Neler Yaşadım?

Öksürük, ateş, boğaz ağrısı veya buna benzer belirtilerin hiçbirinin yaşanmadığı bir dönemdi. Sanırım 20 gün kadar öncesi. Hastalıkla ilişkilendirebileceğim elimde hiç bir veri olmamasına rağmen yoğun bir halsizlik iştahsızlık ve bulantı yaşıyordum. Kalkıp bir özel hastaneye gittim tabi dahiliye hekimi evvela; “öksürüyor musun, boğaz ağrın var mı, nefes darlığın var mı” gibi beylik sorular sordu ve kan tahlillerinin de az çok olumlu etkisiyle eve yollandım. Basit bir Aferin soğuk algınlığı ilacı ile. Sonrasında bu hastaneye bir kez daha bulantı şikayetiyle gittim ve gece serumlarının ardından yine eve yollandım.

İlaç kullansam da tablo değişmiyordu yine halsizim grip gibiyim yine bir şey yemiyorum ara sıra kemiklerimin sızladığını dahi hissediyorum. Devam eden gece bulantılarının 3. gecesiydi sanırım, “bu gece de uyuyamazsam yarın 3. kez hastaneye gideceğim dedim.” Bir pazar gününde durum değişmediği için sabahın köründe tek başıma acile gittim. Farklı bir hastaneye.


Hayalet avcıları koruyucu kıyafetleri, siperlikleri ile orta yaşlı iki doktor karşımdaydı ve bu sefer ortamın daha ciddi olduğunu görebiliyordum. “Hocam dedim, şu yaşıma kadar bu kadar uzun süre rahatsız etmiş başka bir hastalık hali yaşamadım; halsizim, bir şey yemiyorum ishal bitkinlik vs her can sıkıcı durum var. Geceleri de neredeyse bulantıdan uyuyamıyorum. “Akciğer tomografisi isteyelim sizden dediler. Bildiklerimizden farklı bir akciğer filmi özetle. Bir makinenin içine giriyorsunuz ve bir dakika sonra çıkıyorsunuz. En kaba haliyle anlatmak istedim.

Sonrasında, “tabi yürüyemediğim için tomografiye her yere tekerlekli sandalye ile her yere gidiyoruz.”, hemşire hanım benimle işini bitirdi geldiğimiz acil serviste uygun bir yere park etti ve işinin başına döndü. Ben de yüzüm acile dönük bir biçimde donuk bir şekilde neticeyi bekliyorum. Yüzüm de acil bankosuna bakıyor başka yere kafa çevirecek dönecek halim de zaten yok. O an, üç hekim arkadaş bir anda bana baktı göz göze geldik. İçimden, “bunlar dedim hepsi bana baktığına göre var bir şey hayrolsun” filan derken kendimi odada buldum. Damar yolunu açın, şu serumu takın filan deniyor ‘şaşkın sadece izliyorum’.

Bir 15 dakika sonra, beni muayene eden doktorlardan biri geldi ve haberi verdi evet dedi siz bu hastalığa yakalanmışsınız. Ya diyorum, daha asıl test yapılmadı. Yapsak kaç güne netice alacağımız belli değil ve siz neye göre apar topar bunu söyleyebiliyorsunuz. Sanki TUS’a hazırlanıyorum da adamla neredeyse meslektaşız, sana ne işte adam sana hastasın diyor neyini kurcalıyorsun. Uzatmayayım en sağlıklı sonuç veren test söz konusu akciğer tomografisiymiş. Odadan çıktılar gittiler. Sağ olsunlar geliyorlar gidiyorlar moral veriyorlar yemek getiriyorlar hal hatır soruyorlar çok teşekkür ediyorum Küçükçekmece Atakent Acıbadem hastanesi personeline.

Hiç öyle bulaşır eder vesaire demediler sürekli durumumu kontrol ettiler. Akşama doğru ise sanırım saat 18:00 civarıydı ilk kez gördüğüm farklı bir doktor geldi güzel haberler verdi. Beni eve yolluyorlarmış. Nasıl dedim. Diğer testlerinize tahlillerimize baktık. Şimdilik hastanede kalmanızı buradan takip etmemizi gerektiren bir durum yok. Gidin evinize yatın dinlenin 15 gün de kimseyle görüşmeyin dediler. Tabi daha kibar kitabi bir şekilde. Allah Allah çıkıyoruz dedik yavaş yavaş toparlanmaya başladık. Bu arada delik deşik oldum kan alıyorlar test yapıyorlar susuz kaldığım için damar yolumu sağdan bulamıyorlar uğraş dur.

Bir yandan hemşireden tespih rica ediyorum kız olmaz getiremem diyor sohbet dinliyorum dua ediyorum. Öleceğim ya kendimce hazırlanıyorum. Mevla ne büyük. Akşam oldu “eve gidiyorsun” haberini aldık. 4 adet hap ve bir reçete eşliğinde eve yollamaya karar verdiler. İlaçlar daha sonrasında eve gelecekmiş. Tabi ben sabah hastaneye acilden girerken bilemiyordum ki böyle şeyler yaşayacağımı. Şarj yok duruma göre bana gerekebilecek hiç bir şey yok yanımda. Olumsuz bir tablo oluşmadı şükür.

Allah’tan başımızı sokabilecek ikinci bir evimiz var ve bu hastalık süreçlerinde millete bulaştırmadan rahatça izole kalabildim. Eşim sağolsun her şeyimi getirdi bıraktı ilgilendi aradılar sordular. Gün gün de iyiye gittiğini hissediyorum bu arada. Bu arada sağlık ocağından arıyorlar diğer sağlık merkezlerinden arıyorlar üç günde bir telefonum çalıyor neredeyse. Psikoloji servisinden bir hanım dahi aradı. 15. günün ardından yapılan ikinci Korona testinin ise negatif çıktığını yine bu sağlıkçı arkadaşlardan telefonda öğrendim. Çok sevindik tabi. Hemen hal hatır eden eşi dostu aradık paylaştık. Onlar da çok mutlu oldular sorularını sordular. 

Böyle bir yazıyı paylaşmamın sebebi hem tarihe bir not düşmek hem de benzer belirtileri gösteren kişileri deneyimlerimle az çok bilgilendirebilmek. Şahsen; kişilere şahıslara akrabalara uzak yaşayan bir insan olarak minimalist bir hayat ile bu hastalığa kolayca yakalanabildiysem Allah korusun herkes yakalanabilir. Sorularınız olursa lütfen yorum kısmı üzerinden sormaktan çekinmeyin.

1979 → Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim → Inter Star & Kanal 6 & Hür FM → Vatan Gazetesi → Turkcell → Bilge Adam → Boxer Dergisi → NTT Docomo → StarGrup → TremGlobal - Şu sıralar AOF Tarih bölümü öğrencisi. - BABA

5 Yorum

  1. Geçmiş olsun Görkem. Hastalığa yakalandığın ilk gün ailenle mi kaldın? diğer evine mi gittin? ve 14 gün sonunda hastaneye gitmeden testinin negatif olduğunu nasıl anlıyorlar?

    • Çok teşekkür ederim çok sağol. Farklı bir yerde onlardan izole kaldım, eşim ara ara uğradı sağolsun. Gerçi hasta olduğumu anladıkları günün sonunda hastaneden eve yolladılar ama yine de tedbiri elden bırakmadık! Bir kaç gün sonra ise hiç bir şeyim kalmamıştı. 14 gün sonra ikinci bir test için tekrar hastaneye gittim ve bir iki gün sonra ise “negatif” demişlerdi.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*