Dövizdeki Artışın Sebepleri Hakkında Bilgilendirme

Tasarruf sahipleri mevduatını istediği şekilde değerlendirebilir, dilerse korur yahut mal varlığını yurt dışına da çıkarabilir. Neticede para hesap sahibinin kontrolünde! İhtimal dahilinde dahi olmayan dövizle alakalı spekülatif senaryolar ve yalan haberler ise bir kısım çevrelerce bilinçli bir şekilde köpürtülmeye devam ediliyor. Özellikle sosyal medyada.

Kör topal dönemlerde işleyiş bu şekilde olsa da 1994 Çiller ve 2001 Ecevit krizlerinden çok daha sıkıntılı mali tablolarla karşı karşıya olduğumuz bir gerçek. Dünyaca ünlü ekonomistler 2018 itibariyle fiilen iflasta olduğumuzu dahi söyleyebiliyor.

Şehir efsanelerini sevenler; “bir sabah kalkacaksınız ve döviz mevduatınızın sabitlenmiş kur üzerinden TL’ye çevrilmiş olduğunu göreceksiniz.” derken bırakın cumhuriyet tarihini İstiklal Savaşında dahi görülmemiş bu ‘kur sabitleme’ durumunun imkansızlığını güçlü delillerle ortaya koyan tezler ağırlıkta. Hükumet kanadında ‘büyük resmi görün’ veya ‘algı operasyonu’ olarak kabul görüyor, medyada bu şekilde kendisine yer buluyor. Döviz üzerinden yapılmaya çalışılan operasyonların seçim sonrasına denk gelişi ise ilginç.


Yine de düzenli aralıklarla hortlatılan bu can sıkıcı durum, eskilerin deyimiyle ‘şuyuu vukuundan beter’ bir hal aldı. En iyi ihtimalle döviz alım satımına sınırlama getirileceği, İran, Venezuela ve Yunanistan benzeri düşük kurdan bozulacağı, günde maksimum 100 dolar çekme limiti gibi saçmalıkların yaşanabileceği bir kısım çevrelerce yayılıyor ki mülkiyeti dinamitleyen bu tip stratejilerin saydıklarımızdan hiç bir farkı yok. Ekonomistler, böyle bir düzenlemenin asla yaşanmayacağı yönünde resmi kanallarla garantiler veriyor. 

Tabi gerçekleri de göz ardı etmemek gerek; döviz, faiz ve enflasyondaki artış durdurulamıyor. Sanayi ve tarımda uzun süredir kriz var. Yüzde 9’la verilen konut kredisine talep yaratılamadığı gibi binlerce dolar milyonerinin servetlerini Türkiye’den kaçırdığı konuşuluyor. Bütçe açıkları ise korkutucu bir hal aldı.

Tüm mevduat dövize akar; insanlar böylesine güvensiz bir ortamda TL’yi dahi çekmek için bankalara saldırır, nakit bulamayan faiz yükselten bankalar kepenk indirir, kıtlık kaos, karaborsacılık ve Allah korusun iç savaş başlar! Dillendirilmeyen ancak en çok korkulan senaryo bu belki de. → Bu tip dedikodulara kulak asılmamalı ve yatırımlar bu yorumlarla değerlendirilmemeli. 

Felaket Senaryosu Yaşanırsa

Baştan beri tehlikelerini saydığımız böyle bir çılgınlığın X bir devletin eliyle uygulamaya konduğunu farz edelim; elinizdeki ‘zaten ürkmeye yer arayan’ yabancı sermayeyi ve piyasaya girmeyi düşünenler kaybedilir. AİHM’ye başvurular artar, ceza davaları ile yüz yüze kalınır. Özetle bankacılık sistemi; ithalat-ihracat çöker, millet kendi tezgah altı sistemlerini kurar. Kimse elindeki delikli kuruşu dahi bankaya yatırmaz. Tatile gelen turist dahi bulamazsınız.

İşbu makale sadece tarihe not düşmek amacıyla yazılmıştır ve kesinlikle bir yatırım tavsiyesi değildir! Bu zorlu süreçte TL’ye güvenmek ve sahip çıkmak, sanal dünyada yayılan manipülasyonlara kulak asmamak, işin hukuki boyutunu düşünerek bu tip yanıltıcı paylaşımlarda bulunmamak en doğru hareket olacaktır. Yanıltıcı bilgi veren manipülatif paylaşımları BİMER üzerinden ilgili kurumlara şikayet edebilirsiniz. 

İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim → Inter Star & Kanal 6 & Hür FM → Vatan Gazetesi → Turkcell → Bilge Adam → Boxer Dergisi → NTT Docomo → StarGrup - Şu sıralar Anadolu Üniversitesi Tarih bölümü öğrencisi. - BABA

2 Yorum

  1. Mevcut hükümetten her türlü tuhaf atılımı bekliyorum acıkçacı. Bir yasa çıkartıp, artık bankalarda TL dışında işlem yapmak ve mevduat tutmak yok derlerse şaşırmam.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.