blog yazmak ve blog yazarlığı konusunda bilgiler

Blog Yazarından 1 Yeni Mesajınız Var

Kalem sahiplerinin; – can sıkıntısından ya da kişisel işlerinin yoğunluğunu bahane ederek – zaman zaman yazmayı bıraktığı bloglarına uğramadığı dönemler olabiliyor. Öngörmüş olacağız ki, benzer bir durumu bir kaç yıl evvel, “Yazacak Konu Bulamayanlara Öneriler” başlığı altında incelemiştik.

Tanıtım yazılarının kattığı cüzi heyecanı saymazsak, son paylaşımdan bu yana 5 ay 15 gün geçmiş. Esasen; neredeyse her gün sayfalara bakıyor ve yazılımsal rutin güncelleştirmeleri yapıyorum ancak bir türlü marşa basmayı başaramadık! Koca bir ilkbahar ve yazı sizlerle iletişime geçmeden dümdüz geçirdik özetle. Bu arada hayatımızda da birazdan özetleyeceğim bazı değişiklikler oldu. 


Şunu yedim buraya gittik tarzı kitabi blog yazılar gördüğüm zaman hep şu komik kızcağız aklıma gelir ve “neden” derim. Yani kanaat önderi değilim, meşhur vs de değilim. O halde? Benim alelade; sıradan ve tekdüze yaşantımın afişe edilmesinin ve hayatınızdan bir kaç dakikayı alıp götürmesin sizlere katıp kazandıracağı ne olabilir. Manasızca sayfa köpürteceğimize boş kalsın dedik bir nevi. Her zaman; eğer kişi vaktini ayırıp ziyaretimize geldiyse sanal da olsa 3-5 faydalı bilgiyle bir faydamız dokunur (dokunmalı) diye düşünmüşümdür. Devam edelim;

Herkes Gibi Netflix’e Dadandım

İlerleyen zamanlarda, müstakil bir kategori altında yer vermeyi almayı düşündüğüm dizi incelemeleri için bir nevi araştırma gezisine çıktım! Geç tanıştığım Netflix muazzam bir eğlence kaynağı. Blurlama, kesme maskeleme yok, sansür şimdilik yok gibi.. Benim gibi yereldeki ağa bacı dizilerinden çer çöp işlerden ölesiye nefret eden birisi için çölde vaha adeta! Reklamsız bir mecrada istediğiniz cihazla izlemeye başlıyor farklı platformlarda kaldığınız yerden devam edebiliyorsunuz üstelik son derece hesaplı ergen burger menüsü fiyatlarıyla. Bana göre; hem replikası BLU TV’den, hem de Digitürk’ten açık ara kat kat iyi. İşin başındaki adamlar benim kadar sevip tanıtmıyordur emin olun. Büyük bir aşkla kendilerine bağlıyım ve bir dünya dizi bitirdim.

Bahçecilik İşleri İyi Gitti

Baharın ilk günleriydi sanırım; biber vesair sağdan soldan bulduğumuz türlü fideyi büyük bir heyecanla 3 M²’lik cücük bahçemize dikip neticeyi beklemeye koyulduk. Öncesinde koyun gübresi ve internetten bulduğumuz solucan gübresi ile kısmi bir nadas alanı oluşturup evvelinde bekledik! Biberlerden iyi neticeler aldık epey de acı sivri biber topladık. Her hafta yarım market poşetini hemen hemen doldurabilecek miktardaki yeşilliği menemende yemeklerde ve acı soslarda kullandık.

Büyük hayal kırıklığı yaşadığım patlıcan ve salatalık yer işgalinden kuru kalabalıktan başka bir işe yaramadı. Domatesler ise kabul edilebilir boyutlara ulaştı lakin alt kısımlar güneş alamadığı – istikrarlı tembelliğimin de katkısıyla – yukarılara doğru bağlanmadığı için neredeyse tümden yeşil kaldı. Kalanları da ziyan etmemek adına turşu yaparak değerlendirdim.

Bu vakit alan zirai faaliyetler dersinde 10 üzerinden 3 alarak bence sınıfta kaldım. Tamamen acı biber seçtiğim için düzenli aralıklarla yediğim fırçalar da cilası oldu. Pastoral karnem görüleceği üzere zayıf ve bu işlerden soğudum açıkçası ama önümüzdeki yıllara kim öle kim kala.. 

İş Değişiklikleri

Bu alt başlıkta sıkılmadan usanmadan sayfalarca yazabilirim ancak hukuki bağlayıcılığı olmaması ve sayfanın feng şhui’sini bozmaması adına sinirlerime hakim olup dikkatle ilerleyeceğim.

Yaklaşık 1 yıl kadar önce; yerelden hali vakti gayet yerinde – buranın altını çizerim – bir firma ile kendi adıma ve kendilerine faydalı olacağına inandığım bir kariyer planı oluşturdum. Adamlar; kimsenin güncellemediği, ilk çağlardan kalma, çoğu patlak ve güncellenmemiş sayfalardan oluşan antik bir web sitesine sahip üstelik dijital Dünyada neredeyse yoklardı. Hatta bu noktada neredeyse’ye gerek yok ayan beyan yoklardı! Kurumsal kimlik oluşturmaya çalıştık sıfırdan, yeni web sitesi yeni şablonlar sanal dünyada yeni bir iletişim dili özetle. Sıkıcı metodolojiye girmiyorum. Oturuldu görüşüldü “biz size güveniyoruz..bizleri yönlendirin” sözleriyle motive olundu ve epey detaylı planlar hazırlandı rakip analizleri yapıldı.

“Kıyamet alametlerinden biri de, yalın ayak, çıplak, yoksul koyun-keçi çobanlarının binaları yükseltmekte birbirleriyle yarış ettiklerini ve böbürlendiklerini görmendir.” (Buhari, Fiten: 25; Ahmed bin Hanbel, Müsned, II/313)

Yabancı kurumsal yayınlarda tanıtılmak istiyorlar ancak işin bir mali boyutu olduğunu fark edince – ki elbette olacak – reddediyorlar. Profesyonel çekimler yapalım hiç değilse çalışanları motive edici tanıtılmaya paylaşılmaya değer aktiviteler yapalım diyorum türlü türlü zorluk çıkarıyorlar.. Söz uçar diyerek defalarca e-posta üzerinden iletişime geçmiş olmama rağmen, “maillere ‘yoğunuz’ bahanesiyle cevap vermeme” gibi bir adetlerinin var olduğunu kariyerimde ilk kez firmalarında gördüm. 

Büyüklük Allaha mahsus ve inanının kibirli biri de hiç değilimdir ancak kurumsal cehalette master degree bir kadroyla iletişim kurmanın zorluklarını kıyasıya yaşadım.

Yeterli bilgiye sahip olmadığına aldırmaksızın her türlü konunun kendisine sorulup onaylatılmasını isteyen, ukala, saygısız, kaba ve çalışanlarına mobbing yapan itici bir kişiyle muhattap oldum. Piramidin tepesindeki bu adam tüm yaşam ve yazma enerjimi enerjimi aldı götürdü. Yüzünün rabbiyesi yok derler ya eksiksiz tarifi. Yani şu paragrafı silip silip defalarca yazdım inanın hala tam anlatamadım! Bir şeyler açıklamak konuşmak istiyorsunuz en neşeli ve iyi zamanında 30 saniye belki tanıyor. 

Uzatmayayım. Sezon finalinde; önüne gelene hakaret etmeye alışmış bu Deccal, benimle de aynı tonda konuşmaya çalışınca gereken cevabı usulünce verdim. Alışık olmadığı için kekeledi kızardı bozardı. Karşımda hatatatata tarzı kekelemik sesler çıkardı. Amiri memuru çalışan büyük çoğunluğu tenzih ederim ancak şahıs tertemiz bir bardak sütün içindeki kıl gibi. Bastığı yerde ot bitmez… Son cümle: “Asla hakkımı helal etmiyorum.” İşlerini alıp güneş görmeyen bir yerde saklasınlar!

Son bir not: “Kimseyi bu şekilde afişe etmem hele eski çalıştığım iyi kötü ekmek yediğim yeri ama samimiyetime inanın çok çektirdiler.” 

Şu Sıralar Neler Yapıyorum

Netflix’e, minimalizm’e ve yalnızlığa devam! Bir gayrimenkul firmayla çalışıyorum. Hayatımdan da son derece memnunum. EYT’yi takipteyim, oğlumu özlüyorum; rutin dualar ibadetler zikirlerle manevi bir çember oluşturdum kendime. Mevla lütfedip yüzümüze bakarsa herhal gidiş yolundan puan verebilir bize. Ha bu arada İSMEK’te diksiyon ve spikerlik sunuculuk sertifikaları alarak unuttuğum bilgileri tazeledim. Epey de iş yapmışım. Bir yandan da AOF’de Tarih Lisans eğitimine devam… 

İlk defa sanal günlük karaladım. Hatalarım affola. Artık daha sık görüşeceğiz.

1979 → Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim → Inter Star & Kanal 6 & Hür FM → Vatan Gazetesi → Turkcell → Bilge Adam → Boxer Dergisi → NTT Docomo → StarGrup → TremGlobal - Şu sıralar AOF Tarih bölümü öğrencisi. - BABA

4 Yorum

  1. Abi nerelerdeydin sen ya hu? Neyse ki döndün. Hakkında her şeyin hayırlısı olsun.

    Son paragrafta oğlumu özlüyorum cümlesine takıldım. Önceki yazılarında yazdın da ben mi kaçırdım? Hayırdır?

    • Kardeşim ya.. Ben de özlemişim inan. Hatta dün açtım baktım bloguna.. YA insanın bazen canı yazmak istemiyor ya öyle bir dönemdi.. Amin Amin cümlemiz için hayırlısı olsun.. Oğlum ilk eşimle yaşıyor ve kısıtlı görebiliyorum. Ayda iki kez o da kamusal alanda..

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*