Beton Yorgan ve Yataklar Ne Kadar Sağlıklı?

Sobalı evleri ve erken yatılan tek kanallı dönemleri hatırlatan libido düşmanı “anneanne yorganı ve türevlerinin” astım krizlerini tetikleyebileceğinin hekimlerce altı çiziliyor. Hatırlarsınız; rutubet ve naftalin kokulu uzun yastıklar, beton yorgan ve döşekler parlak saten albenisiyle rustik dekor arayışında olanların ilk tercihi konumundaydı. Hala da öyle. Yalnız buraya dikkat; mite adı da verilen akarlar partilemek için 20 derecelik sıcaklık ve yüzde 60 civarında neme ihtiyaç duyuyor ki ortam da tam onlara göre… Burayı eksi hanesine mi yazalım tercih sizin. Devam ediyoruz:

Normal bir el yapımı yorganda 2 kilo 750 gram pamuk bulunur.

Peki şart ve koşullar tamam da bu canlı arkadaşlar ne yer ne içer diyenlere de kitabi cevaplar hazır: dökülen ölü deriler, saç-kıl, kepek ve diğer maddelerle besleniyorlar. Yok; ben bu akarların protein ve dışkıları alerjik de olsa sarılıp uyumaktan pek bir memnunum diyenler için; “odanız ışık alsın ve sık havalandırın” demekten başka şey gelmiyor elimizden. Bir yastıkta kocayın ne diyelim. Bu tip yatak, yorgan ve yastıklardan vazgeçemeyenlerin, akar geçirmeyen antialerjik kılıflar kullanması da öneriliyor. Bu bilgi daha bir içime sindi.


Ölümüne ezen ve nasıl yatarsanız öyle kaldıran; çeyizlerin olmazsa olması bu tip ağır yorganların, özellikle yalnız yaşayanlarda suni bir sarılma etkisi yaptığı dolayısıyla huzurlu bir uykuyu beraberinde getirdiği bilgisine ulaştık. Depresyon keki olduğunu duymuştuk ancak böylesine romantik bir analizle karşılaşmak çok şaşırtıcı oldu. Şimdi sizi serotonin melatonine gereksiz data’yla yormayalım durum ve yarattığı illüzyon aynen bu. Hiperaktivite ve anksiyete sorunları olanların, otizmlilerin bebek gibi uyumasını sağladığı için halen talep görmesi anlaşılabilir sanırım. İngilizce bilenler için bir link paylaşım da “yok artık daha neler” diyeceğiniz ecnebi girişimcilere bir bakın hele kaça satıyorlar.

Yorgancılar Odasının “yorgan sözlüğü” var. Paylaşmamak olmaz.

Naftalin ve rutubetle dost yün yorganların düzenli olarak yıkanması, sonrasında bir yere serilip sabitlenmesi, çırpılarak uzun sopalarla pat-küt havalandırılması ve devasa yorgan iğneleriyle yeniden bezinin içine dikilmesi gerekiyor. Koşturmaca içinde hiçbir bordrolu çalışanın bunlara ayıracak vakti yoktur. Hem yazın kullanılmadığında çok da yer kaplarlar. Ve yine bunları muhtemelen dış-mekana sereceğiniz için toz-toprak aynen nüfuz edecek ve siz tüm bu yün topaklarını bir gram romantizm uğruna bir bezin içine tıkıştırmaya çalışacaksınız. Kokusuz ve antialerjik mikrofiber yorgan tanıtımı oldu ama durum böyleyken böyle.

Doğalgazın olmadığı, ısınmanın zor olduğu dönemlerde pek bir meşhurdu kendileri. Yine de bir tane alacağım gibi.. Fotoğraflar paylaşırım söz.

ÖyIe koIay bir sanat değiIdir uyumak; onun uğruna, bütün gün uyanık durmak gerekir. →  Friedrich Nietzsche

İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim → Inter Star & Kanal 6 & Hür FM → Vatan Gazetesi → Turkcell → Bilge Adam → Boxer Dergisi → NTT Docomo → StarGrup - Şu sıralar Anadolu Üniversitesi Tarih bölümü öğrencisi. - BABA

3 Yorum

  1. Bende de mevcut bir tane:)) Annem çeyizime koymuş, hiç kullanmadık:)
    İyi bir uyku kalitesi için ne kullanırsak kullanalım havalandırılmış, serin bir yatak odası en iyisidir. Yurt dışında bebek odalarını bile bizdeki gibi çok sıcak yapmazlar. Hatta çoğu kitapta 16-18 derece yazar. Bebek büyütürken ülkemizde yapılan bariz hatalardan biridir. Hava soğur, dışarı çıkarmazlar, yağmur yağar dışarı çıkarmazlar, bir de üstüne hamam gibi ısıtılmış evlerde yatırırlar çocuğu vs. Ne demiş çok bilen Almanlar “kötü hava yoktur, kötü kıyafet vardır”:)

    • Ne güzel ya.. Gerçekten kullanmadınız mı??? Ben çok heves ediyorum ancak hanım, “kılıf takarım kılıfsız kullandırmam” der durur. Öyle kullanırsam da satene temas edemeyeceğim için romantikliği gidecek gibi geliyor. Çok hevesim var bakalım. Alacağım bir tane inşallah. Bu arada hangi ülke bilemiyorum sanırım İzlanda olabilir; bebekleri soğuğa alıştırmak için kafelere giren annelerin bebek arabalarını bir müddet dışarıda bıraktığını okumuştum. Bebekler daha deliksiz ve derin uyuyormuş o şekilde.

  2. Kullanmadık cidden:) Hevesin varsa gider bence:)
    Soğuk Avrupa ülkelerinin pekçoğu öyle benim bildiğim. 3 sene Polonya`da yaşadık, kışın eksileri çok yaşadık, bizim oğlan öğlen uykularını hep dışarda bebek arabasının içinde uyumuştu. Belki gerçekten bu yüzden kolay kolay hastalanmaz, üşümez, dayanıklıdır.
    İzlanda`ya gittim. Atları da kışın dışarda bırakıyorlar, soğuğa alışsın diye. İzlanda atları meşhurdur bu arada, gurur duyarlar.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.